Başka yerlerdeki çimenler,daha yeşil değiller!

BAŞKA YERLERDEKİ ÇİMENLER,
DAHA YEŞİL DEĞİLLER!

Ulaşamadığımızı, elde edemediğimizi gözümüzde büyütürüz. İnsan elinde olanın
güzelliklerini (gözünü karşı tarafta olana diktiğinden) çoğu kez görmez.
Çocukken en sevdiğim şey patates kızartmasıydı. Annem kardeşlerimle kapışmayalım
diye ayrı tabaklara ve eşit olarak koymaya özen gösterirdi... Yine de her zaman
kapışırdık. Diğer tabakta olan -nedense- gözümüze daha güzel görünüyordu. Oradaki
patatesler daha kızarmış ve daha çok geliyordu. Değiş-tokuş ederken birbirimize
giriyorduk sonunda...
Şimdi büyüdük… Fakat hala başka yerlerde olan çimenlerin daha yeşil olduğu zannıyla
hareket ediyoruz...
Evimizin güzelliği elde edilinceye kadardı... Şimdi daha güzel olduğunu
düşündüklerimizin rüyalarını görüyoruz.
Alıncaya kadar rüyalarımıza giren araba, şimdi her yola çıktığımızda üst modelleriyle
kıyaslanarak alıyor kendine düşen payı...
Evlendiğimiz adam/kadın evlenene kadar güzeldi, şimdi dışarıdaki –başkasının olan-
daha çekici, daha yakışıklı, daha alımlı görünüyor...
Bitirdiğimiz üniversite için alın teri dökmeye hevesli gençlere baktığımızda şaşırıp
kalıyoruz. Çünkü biz artık o üniversiteyi de o bölümü de değerli bulmuyoruz...
Aylarca aradıktan her yere cv gönderip umutla cevap bekledikten ve sonunda kabul
edilip çalışmaya başladıktan sonra, işimizin yeşilliği hemen soluveriyor...
Başkasının çocuğu daha zeki, daha başarılı, daha şişman, daha semiz görünüyor kendi
çocuğumuza bakınca...
Küçük çocuklar hep başkasının elindeki oyuncağı, ellerindeki oyuncaktan daha kıymetli
görürler ve isterler, almak için tepinirler, yere yatarlar, hâsılı ellerinden geleni yaparlar.
bu arada ellerindeki oyuncağın hiç kıymeti yoktur.Az sonra istediklerine ulaştıklarında
aynen diğerinin de kıymeti olmayacağı gibi.

Oynamayı bilmeyen, marifetin oyuncakta olduğunu zanneden çocuk bir türlü mutlu
olmayacaktır sonunda.
Ne yazık ki hepimizin hali, tasvir etmeye çalıştığım gibi.Şımarık çocuklar gibiyiz. O
nedenle bugünün insanı tatminsiz ve sıkıntılı...
Sahip olduğu ile ilgilenmeyen ilgilense de hakkının vererek ilgilenmeyen, hep daha
başkasına, elde edince bir başkasına doğru koşturmaca içinde olan bir oyalanma içinde...
Çocuklar bizlerin birer aynası oldukları için yaptıklarından sorumlu değiller. Ama ya biz?..
Başka yerlerdeki çimenler için ayağımız altına aldığımız çimenlerin hakkını nasıl
vereceğiz?
En yakınımızda ilgimize muhtaç sevdiklerimiz varken, en uzak dairedekilere -sırf
egomuzu okşadığı için- zaman ayırıp ilgimizi israf edebiliyoruz.
Evimizde kahvaltı etmiyoruz, pastanedeki poğaçanın daha doyurucu olduğunu
sanıyoruz. Huzur arıyoruz ama başka yerlerde...
Güzel bir ülkede yaşıyoruz ama beyin göçü her geçen gün artıyor. Batının daha
tatminkar bir dünya sunduğunu sanıyoruz. Dört yanımız deniz ve mavi, ama bilmem ne
adalarında tatil yapmanın bizi daha keyifli kılacağını sanıyoruz.
Boyu kısa olanlar uzun olmayı, uzun olanlar kısaltmayı; saçı düz olanlar perma

yaptırmayı, kıvırcık olanlar düzleştirmeyi; zayıflar kilo almayı, şişmanlar kilo vermeyi ve
herkes bir şekilde diğer tarafta olanın daha iyi olduğuna inanmayı kabul ederek bir
illüzyonun peşinden koşuyorlar…
Kötü olan da tam olarak bu! Varlığa değil, yokluğa odaklanmak ve şımarıkça istemek.
Verilenle değil verilmemiş olanla memnuniyetsizliğe giden yola sapmak.
Keyifli yaşama sürekli başka şeylere sahip olmayı isteyerek, sahip olamadıklarımızın
peşinden sürüklenerek ulaşılamayacağı insanlık için bugün artık çok net bir bilgidir.
Gerçek keyifli yaşam, hayattan tatmin olmakla ilgilidir. Tatmin olmak da daha farklı olanın
peşinde koşmak, daha çok olana sahip olmaya çalışmakla değil; var olanda
derinleşmeyle mümkündür.
Anlamlı yaşama niyeti taşıma ve hayatın getirdiği akışı fark etmek, tatmin duygusunu
arttır. Bugün “daha mutlu insanları neyin mutlu ettiğine” baktığımızda daha iyi
görünmediklerini, daha fazla kazanmadıklarını, daha iyi olaylarla karşılaşmadıklarını
görüyoruz.
Peki, neden daha mutlu görünüyorlar öyleyse? Bunun artık bir cevabı var: başka
yerlerdeki çimenlerin daha yeşil olduğu zannına dayanarak yaşamıyorlar.Varlığın
tümüyle hayır olduğuna inandıkları için memnun ve mutlular...

Note:bu yazı zaman gazetesinin  pazar ekinden alınmıştır.....

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !